Kumarhane Kapitalizmi Değil, Üretim Biçimi!

Halbuki cansız emek kendi halinde gereksinimleri olan bir varlık değildir. Halbuki en zeki olanların bile çöküş yaşanmadan önce bu türden budalalıklardan paçayı kurtaramadıklarına ilişkin hikayelerde epey çoktur. Bu türden bir sermayeleştirmenin sınırı bellidir. Bu artı ister bir birikime, ister bir tüketime maruz kalsın, isterse bir yere yığılsın bizi ilgilendirmez. Boşluktaki hareketin süresi, yere çarpmanın şiddetini geometrik olarak artırır. Toplam borç miktarı örneğin 100 TL olsada toplam sanal değer miktarı artı-değer kitlesinin faiz oranına bölünmesi ile 5000 TL olarak kolayca hesaplanabilir. Faiz maddi olarakta pozitif görünecektir. Faiz oranının sürdürülebilir üst sınırı kar oranıdır. Kar oranı, faiz oranının 5 katı olunca, sanal sermaye kitlesi de gerçek sermayenin 5 katı olmaktadır. Gerçek meta üretimi yapan sermayelerden oluşturulan anonim şirketlerin hemen yanıbaşında sanal metaları işleyip sanal değerler üretmeye çalışan şirketler de kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Faiz oranını böyle sınırlayan koşullar, toplam kar oranı ile faiz oranı arasında yarattıkları açı ile, sanal bir değerler kitlesi yaratırlar.

en iyi kumarhane filmi Olağan durumda faiz oranı ve gelir ile sınırları çizilen finansal değerler için artık herhangi bir sınır kalmaz. Bu durumda biz sanal artı-değerimizi, yine sanal değerler olarak tüketebiliriz. Kurduğumuz yatırım şirketi piyasadan satın aldığı 5000 TL değerindeki hisse senetlerini değer artış potansiyeli nedeniyle elide tutsun. Tümünü topladığımızda 5000 TL sanal sermaye kitlesini buluruz. Tüm bunlar sermaye için varoluş koşullarını sağlarlar. Bunlar yatırım malları ile birlikte artı-değer ve aynı anlama gelmek üzere artı-ürün idiler. Bunlar daha ilk andan verili idiler. Kar, sermayenin ihtiyacıdır dediğimizde anlaşılmaz bir şey söylemiş olmayız. O bir üretim biçimidir ve onun şu yada bu görünümü bu gerçeği değiştirmez. Bir yanda artı ürün şu yada bu vesile ile hep olasıdır, öte yanda cansız emeğin potansiyel arzuları, insanların doğal ihtiyaçları aracılığı ile ete kemeğe bürünür, hepsinden önemlisi insan aklı ve duygularıyla donanır. Bu bir başka ifade ile toplumsal olarak belirli bir emek zamanı ile yeniden üretilebilecek bir ürün kitlesidir. 1000 TL sermaye 100 TL artıdeğer yada, 1000 saat cansız emek zamanı, 100 saat artı emek zamanı şeklinde ifade edebiliriz.

Biz şimdi gerçek sermaye ve gerçek artı-değer üretiminin yanısıra, sanal sermaye ve sanal artı-değer üretme işine girişelim. Bu açıdan varsayılan herşey kendisine harcanmış emek zamanını temsil eden, gerçek bir değere sahipti. Kulaklara çalınacak, en net sesler, endeksin ya da fiyatın bilmem hangi bant aralığını kırarsa, bilmem ne yönünde bir hareket yaşanabileceği, ya da bilmem ne felaketine doğru gidilebileceği şeklindeki sesler olacaktır. Toplam artı-değerin bir kısmının ranta dönüşmesi işin doğası gereğidir. Bu artı-değerin akibeti kısmen tüketilmek, kısmen sermaye birikimine katılmak şeklindedir. Cansız emek birikiminin, sermaye niteliğine kavuşması için amacın aşılması gerekir. Aynı şey sermaye birikim oranı için de geçerlidir. Burada netliği bozan tek şey gelirin gelecekte aynı şekilde devam edip etmeyeceğidir. Örneğimizdeki rakamlarla yüzde 10 kar, bunun yarısı tüketiliyor ise, yüzde 5 birikim oranı olur. Gelir 5 TL ve F/K 20 yıl ise, gelir hakının değeri bunların çarpımı olan 100 TL dir. Bu temettüler gelir olarak tüketilecektir. Elbette bazı zihinlerde bu kumarhanenin, kapitalizmin artık yıkılmayacak en eğlenceli aşaması olduğu fikride kabul görebilir.

Şimdi artık emeğinin hakkı olarak hırsızlık yapmadan yaşayabilir. Ne olursa olsun tüm bu fikirlerin birer yanılsama olduğu gerçeği değişmeyecektir. Bu birikmiş cansız emek, canlı emek tarafından kendi ihtiyaçlarını üretmek için harekete geçirilir. Belki de bu konuda en güzel ve isabetli söz bizim merkez bankası başkanımız Durmuş Yılmaz tarafından söylenmiştir. Bu durum pratikteki kar oranının, toplam artı-değer ile belirlenen kar oranından daha düşük olmasına yol açar. Finansal şişme, kar oranları burjuva sınıfın refahı ve birikim imkanları ilk örneğimizdeki gibi olacaktır. Fiyatlar eskisi gibi kaldığı için, birikim önceki örnekteki orantılarıyla gerçekleşecektir. Tüm parametrelerin aynı kalması için, sendikacılarımızın büyüme oranlarını işçi sınıfının kazanımı haline getirmeyi başardıklarını varsayacağız. Sınırları azçok belirli olan sermayeleştirme olgusunu başkalaştırır. Değersizleşip yok olması, ya da değersizleşerek yok olan sermayenin yerine geçmesi de olasıdır. Bugün türev enstruman olarak kamuoyuna malolmuş olan ve kimisi karmaşık matematiğe sahip olan araçlar facialardan korunma ihtiyacının ürünüdür. İnsanlar emeklerinin ürünü birikimlere sahip olabilecekleri gibi, yaşamlarının tüm dönemlerinde emek sarfedemezler.

Diğer Yazılar